1937’DEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE’DE SEKÜLERİZM LAİKLİK ANLAYIŞININ BÜROKRASİ-DEVLET İLİŞKİSİ EKSENİNDEKİ DEĞİŞİMİNİN GÜNÜMÜZDEKİ ZİHNİYET ANALİZİ

Author :  

Year-Number: 2018-19
Language : null
Konu : SİYASİ GELİŞİM SÜREÇLERİ VE SOSYAL YAPI
Number of pages: 588-597
Mendeley EndNote Alıntı Yap

Abstract

Öteden beri insan hayatını etkileyen başlıca iki kurumun “din” ve “devlet” olduğu dikkate alındığında; bu iki kurumun birbirleriyle olan ilişkilerinin anlaşılmasının önemi daha da açığa çıkmaktadır. Türkiye’de cumhuriyet rejimine geçilmesinden bu yana, devletin temel nitelikleri arasında, üzerinde en çok tartışma yürütülen ilke “laiklik” olmuştur. Gerek bu kavramın Fransa kökenli olması ve gerekse bu kavramın içerdiği anlamına, yer ve zamana göre farklılık arz etmesi, ülkemizde bu konuya ilişkin tartışmaların yeni boyutlar kazanmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, bu ilkenin sağlıklı ve kapsamlı bir analizine duyulan ihtiyaç günden güne artmıştır. Farklı inanç gruplarının hoşgörüye dayalı bir şekilde bir arada yaşamalarını sağlayan laiklik, demokrasiyle birlikte anlamına kavuşan bir kavramdır. Sanayileşme ve Fransız Devriminden sonra özellikle demokratik ülkelerin anayasal güvenceye aldıkları laiklik, çağımızda Tanrı ile kul arasındaki ilişkiyi daha özel ve bireysel alana aktarmış, dinsel istismarı önemli oranda engellemişti. Türkiye, Batı’da yaşanan laikleşme sürecinden ya da çatışmalarından çok sonra yukarıdan aşağıya doğru bir çağdaşlaşma modeli ile laikleşme sürecine giren bir ülkedir. Osmanlı deneyimiyle bu süreci devam ettiren Türkiye, laikliğe geçiş döneminde yapılan yanlışlar neticesinde her dönemde kendini farklı şekillerde gösteren bir laiklik sorunuyla karşılaşmıştır. Sorun, Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar farklı şekillerde devam etmiştir. Bu yüzden sorunu tam anlamıyla irdeleyebilmek için yapılması gereken şey, laikliği ya da laikleşme sürecini geçmişten günümüze tarihsel bir özeleştiriye tabi tutmak olmalıdır.

Keywords

Abstract

When it is taken into consideration that the two main institutions that have affected human life have always been "religion" and "state"; the significance of understanding these two institutions' relations with each other is even more obvious. Since the introduction of the republican regime in Turkey, the state of the basic qualifications, most discussions conducted on the principle of "secularism" has been. The fact that this concept is based on France, and that it differs according to the place, the time, and the meaning of this concept, has led to a new dimension of debate on this subject in our country. Therefore, the need for a sound and comprehensive analysis of this principle has increased day by day. Secularism, which allows different groups of believers to live together in a tolerant way, is a concept that has meaning together with democracy. After industrialization and the French Revolution, secularism, especially in the democratic countries of the constitutional guarantee, has prevented religious exploitation in a crucial moment, which has transferred the relationship between God and the servant in our day to a more private and individual space. Turkey, after much of the conflict or the secularization process experienced in the West is a country within the secularization process with a top-down model of modernization. Continuing this process experience with the Ottoman Turkey, made the wrong result in each period during the transition to secularism secularism has encountered a problem that shows itself in different ways. The problem continued from the establishment of the Republic to the day-to-day different forms. So, in order to be able to fully address the problem, what must be done is to subject the secularization or secularization process to a daily historical self-criticism from the past.

Keywords


                                                                                                                                                                                                        
  • Article Statistics